/ Uşak

 

Antik dönemdeki adı "Temenothyrea" olan Uşak, İç Ege Bölgesinde Batı ve Orta Anadolu'yu birbirine bağlayan bölgede yeralmaktadır.

Yaklaşık M.Ö. 4000'den sonra yerleşik düzenin görüldüğü alanda kesintisiz yerleşimin eski Tunç Çağında başladığı tespit edilmiştir.

Tarih çağlarından önce Frigya, sonra Lidya hakimiyeti ve M.Ö.330'da Büyük İskender'in hakimiyetine girer. M.Ö. 189'da Roma İmparatorluğu, M.S. 395'te ise imparatorluğun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma İmparatorluğuna geçmiştir.

1071'den sonra yöre Selçuklullar ile Bizans arasında değiştirilmiştir. 1176'da bölge kesin olarak Selçuklu hakimiyetine girmiştir. Selçuklu Devletinin yıkılmasıyla Germiyan Beyliğine, 1429 yılında ise Osmanlı topraklarına katılan Uşak, Kütahya sancağına bağlı bir kaza olmuş, Cumhuriyet döneminde ise 1953 yılında il merkezi haline gelmiştir. 

 

KAYNAK: https://usak.ktb.gov.tr

 

 

 

İKBAL KAYNAR - KİRTİM KİRT, KİRTİM DE KİRT 

 (…)

Bir zamanlar İzmir’de bulunan İngilizler Uşak halılarını satın al maya başlamışlar. Daha sonra Hollandalılar, İtalya Prenslikleri, Avusturyalılar, Almanlar sarayları ve kiliseleri için İzmir’e gelip Uşak halıları almaya başlamışlar. Zamanla iyi halıcılar başka yerlere git mişler halı dokumak için. Ucuz malzeme kullanımı, dokuyucuya az ücret verilmesi gibi sebeplerle 1950’lerden önce hemen hemen her evde bulunan halı tezgâhları gittikçe azalmış. Yeni kuşağın da bu za naata ilgi duymaması, başka ilgi alanları olmasından dolayı bugün bu sektör yeniden yaşatılmaya çalışılsa da eski düzeyi yakalamak zor gibi görünüyor. Bir söyleme göre Uşak halısında bir santimetre ka reye 97 ilmek atılırmış. .Elektriğin olmadığı günlerde halı dokuyan genç kızlar ve kadınlar alınlarına kandilleri bağlayıp öyle yetiştirirlermiş halıları simsarlara. Halının dokunmasından sorumlu olan kişiye simsar, halının dokunduğu yere de halı dibi denilirmiş. İpler kök boya ile boyandığı için halıların renkleri içerde ve dışarıda ay nıymış. İngiltere Kraliyet Sarayında ve başka önemli yerlerde de var mış hayranlık uyandıran Uşak halıları. Ömer Bedrettin Uşaklı’ya bile ilham vermiş Uşak halıları

(…) 

Bir de kilim var biliyorsunuz hani yere serilen, duvara asılan, be şiklere hatta tabuta örtülen. Her ne kadar her köyde, kasabada ki lim, zili, çul dokunsa da Eşme kiliminin yeri bir başkadır. Namı Uşak sınırlarını çoktan aşmış gitmiş. (…)” 

 

 

 

ÖMER BEDRETTİN UŞAKLI - AYŞE’NİN AŞKI

Simsar geliyor!" diye kapıdan geldi haber,
Halı dibi kızları başlarını örttüler...
Kınalı, narin eller son ilmekleri ildi.
Kirkit, bıçak sesleri hep bir anda kesildi...
Dolaşık adımlarla havluya girdi simsar,
Birer birer gözünden geçti bütün nakışlar...
Sonra, soluk fesini eliyle düzelterek
"Kızlar, dedi. Bu halı cumaya kesilecek!
Malûm ya, Hasan için bir düğün halısı bu,
Düğün halılarının en çok pahalısı bu!.."
Simsar gitti, ipleri aldılar ele kızlar,
Günde beş on kuruşa bakan amele kızlar!...
Kirkit, bıçak sesleri işte yine başladı;
O titrek göğüslerde nefesler yavaşladı..
Fısıltılar döküldü karanfil dudaklardan;
Dediler ki: Ayşecik artık ayrıldı yardan!..”
Bütün ona çevrildi gülümseyen bakışlar;
Ayşe’nin gözlerinde yılan oldu nakışlar..