/ Trabzon

Trabzon, Türkiye’nin bir ili ve en kalabalık yirmi dokuzuncu şehri. Trabzon İl Nüfusu: 808.974'dur (2019 sonu). Karadeniz Bölgesi’nin Doğu Karadeniz Bölümü’nde yer alan ilin Karadeniz’e kıyısı bulunur. Karadeniz sahili ile Zigana Dağları arasında yer almakta olup yüzölçümü açısından az bir alan kaplar. Batısında Giresun’a bağlı Eynesil ilçesi, güneyinde Gümüşhane’ye bağlı Torul ilçesi ve Bayburt, doğusunda da Rize’ye bağlı İkizdere ve Kalkandere ilçeleri bulunur.

7 Eylül 2010 tarih ve 27695 sayılı resmi gazetede yayımlanan karar ile birlikte 7 belde ve 29 köy tüzel kişilikleri kaldırılarak belediye sınırlarına dahil edilmiştir. Bu son düzenleme ile birlikte belediye nüfusu 402.166’ya çıkmıştır.

Trabzon, günümüzde Karadeniz Bölgesi’nin Samsun’dan sonra ikinci büyük kentidir. Trabzon, 12 Kasım 2012 tarihinde kabul edilen büyükşehir yasa tasarısı ile büyükşehir belediyesi olmuş ve merkez ilçe kaldırılarak Ortahisar ilçesi kurulmuştur. Trabzon iki il ile birliktede “şehzadeler şehri” olarak anılır.

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş: – Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası.

 

KAYNAK: https://tr.wikipedia.org/wiki/Trabzon

 

 

 

 

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU - TRABZON

Trabzon deyince aklıma bir salkım karayemiş gelir

Bahçeler dolusu zindan yeşili

İçin için kandil kandil ballanır

Kandiller içinde bir kandil yanar

Bir kız deli gibi koşmaya başlar

Yanaklarında amoftaların alı

Dudaklarında kareymişlerin moru

Göğsünde... elinin körü

Trabzon deyince aklıma Soğuksu gelir

Soğuksu deyince bir dizi karayemiş ağacı

Karayemişlerin altında biri kız biri oğlan iki çocuk

Ne çocuğu iki bela iki hışım

Nefesim kesilinceye kadar kovalamışım

Düştüm düşmesine 45’ ten 30’ u

15 yaşındayım 

 (…) 

Trabzon deyince aklıma Faroz gelir

Kara kara kazanlar hatırlarım dizi dizi

Kurşun gibi ağır bir balıkyağı kokusu

Kırar kolunuzu kanadınızı

Hantal bir bulut güç bela havalanır

Bulutun içinde yüzlerce yunus ağır ağır

Yarım kalmış bir deniz türküsünü

Deniz gibi yeşilini katran morunu

Gök mavisine katmaktadır.

Sonra ağırbaşlı zinosların bembeyaz uğultusu

Dünyanın bütün denizleri de yetim yapayalnız

Dünyanın yerinde beyaz, sessiz, sevimli

Martıya zinos derdik değil mi?

 

 

 

HALİL İBRAHİM BAHAR - SORALIM ÇOBANLARA 

(…)Trabzon’un bir köyünde doğdun. Denize yaya bir saat uzaklıkta. Köyünü denize, Trabzon’a bağlayan ilişkiler içinde geçti çocukluğun, ilk gençliğin İbrahim. Bu ilişkileri ilk orta öğrenim dönemin belirledi. Bu senin kişilik edinme serüvenindir. Özetle Trabzon senin çocukluğun, ilk gençliğindir. 

Ayağında çarığın bile yoktu. Kışları ablan seni sırtına alır okula götürürdü. Tek sınıflı okulun odun sobası hâlâ yanıyor mu? İlkokulda çevrene, babana sorduklarınla, davranışlarınla, eylemlerinle çok putlar kırmadın mı İbrahim? Sıtma ateşleriyle yanmadın mı? Bu ateşli dönemlerde ya şadığın sanrılar, korkular için seni üfürükçüye götürdüler, boynuna bir muska astılar. Bir yandan da kininler yutturdular. Demek yarı molla baban, yalnız üfürükle olmayacağını az çok biliyordu. Sonra sen bir yaz günü derede arkadaşlarınla çıplak yüzerken o muskayı boynundan çıkardın, mumlu muşambasını söktün, içinden büyükbaş hayvan vergi makbuzu çıkmadı mı? Böylece herkesi şaşkına çe kmedin mi? Yine o dönemde Kuran okumayı öğrenmek için okul dışı sürelerde kızıl sakallı, uzun sopalı hocanın önünde köy çocuklarıyla diz çökmeye başkaldırmadın mı? Anımsa İbrahim, ananın koruması altında Kuran işini yarı bıraktın. Dini bütün anan köyün bilgesiydi. Baban muhtardı ama bu konuda sözü geçmedi.

(…)Bak İbrahim, şimdi kimi anılar su yüzüne çıkıyor çok renkli çağrışımlar var ama hepsini yazamazsın. O güze lim türküleri, kemençeleri unutma. Türkülere özenir yeni lerini yazardın. Sesin hiç güzel değildi ama ırmaklarda, or manlarda yalnız gezerken sevda türküleri yakardın. Doğa da seninle yanardı. Yakın akraba kızlarına, komşu kızlarına sevdalanırdın. Kimseye söylemezdin bunları, işte, seni et kileyen bir türkü: Soralım çobanlara, Sisdağları kar mıdır, sevdalıktan ölene sorgu sual var mıdır? Var mıdır dersin İbrahim?