/ Şırnak

 

Şırnak, 18 Mayıs 1990 tarihinde il olma ile tarih sahnesinde ikinci kez gündeme oturdu. Hz. Nuh (AS) tarafından Tufan öncesi kurulduğu söylenen Cizre, ikinci kez Nuh ve oğulları tarafından inşa edilirken Şırnak yazlık ve yayla olarak inşa edilmiştir. Nuh ve oğulları yılın iki-üç ayını Cizre’nin kızgın sıcağından korunmak için Şırnak’ta geçirirlerdi. Şırnak kelimesi bazı tarihlere göre “ŞEHRİ NUH” tan türetilmiştir. Guti, Babil, Med, Asur, Pers, Sasani İslam İmparatorluğu, Emevi, Abbasi dönemlerinden, Şırnak Cizre’ye bağlı iken Cumhuriyet döneminde Siirt iline bağlı bir ilçe haline gelmiştir. Şırnak topraklarında bir çok uygarlıklar kurulmuş, bu topraklar buğdayın ilk kullanıldığı, Tekerleğin, yazının bulunduğu ve kullanıldığı medeniyetleri içinde barındırmıştır.

19800 yıllık bir geçmişi olan Tufan olayı Şırnak ili sınırlarında bulunan Cudi dağında noktalandığından bütün dünya insanlarının ikinci beşiği Şırnak ve Cizre olmaktadır. Hz. Nuh Peygamber’in türbesinin Cizre’de oluşu, Cizre surlarının gemi şeklinde olması, Gut, Babil, Asur Kitabeleri ve kabartmaları bunu kanıtlamaktadır. Ayrıca yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in Hud Suresinin 44. ayeti açıkça Tufan-Nuh gemisinin Cudi Dağında durduğunu yazmaktadır.

Şırnak ili tarihte bir çok önemli devletin başkentini kendi topraklarında barındırmıştır. Birinci Babil devletinin başkenti BABİL(Kebeli Köyü) Cizre sınırları içindedir.

Guti ((GUDİ) imparatorluğunun başkenti olan BAJARKARD, Silopi ilçesi topraklarındadır.

 

KAYNAK: https://sirnak.ktb.gov.tr

ABDULLAH YAŞIN - BOTAN

Botan Bölgesi denilince, Mezopotamya uygarlıklarının üzerine yayıldığı tarihten önceki devirlerin insanının yaşa dığı bölge akla gelir. Dicle Nehri, Cudi Dağları, Dera, Gabar, Çırav, Herekol, Bahayır Dağlarının üzerinde görkemli bir taht kurduğu bölge.

Tekerleğin ilk yapımcıları ve savaş arabalarının mucit leri, savaş zırhları, berkenikleri, gürzleri hep Botan uygar lığının armağanları değil mi? Yazının icatçıları; çivi yazısı ile, Zend yazısının icatçıları Guti İmparatorluğu’nun varis leri. Cudi Dağı’nın Çeko mıntıkasında görülen heykellerin altındaki yazılar, Zagros Dağları ile eteklerinden çıkarılan kütüphane plaketleri hep Botan’ın armağanları. 

Tarih öncesinden bize doğru geldiğimizde sekiz asır ön ce yaşamış ve dünyayı hayretler içinde bırakan Robot, Sa at ve 60 makinanın mucidi Cizreli İsmail Ebu’liz bin Rezzaz el-Cezerî, Botan’ın bir tipik insanı değil midir?

Botan denilince akla neler gelmez. Yemek ve içmek kül türümüz; Kipa, içli köfteler, serbıdev, mahmılatık, suryaz, mehir, tırşık, eprah yemekleri damak lezzetimiz. Yerde ku rulan sofralar, on beş, yirmi elin uzandığı, tokgözlülükle ye nildiği yemekler. 

Kendi el tezgâhında dokuduğu dünyaca meşhur şal ve şapik kumaşı. Fabrikalara taş çıkaran bir dokuma ve güzel likte. Yapağısının elinde kumaş haline gelinceye kadar tüm ailenin çalıştığı iş bölümü dünyası. Botanlı genç ihtiyar o şal ve şapik’i giyince nezaketin, heybet ve vakarın timsali olurlar. 

Zengin folkloru, kültürü onları kaybettirmemiş bütünleştirmiştir. Düğünlerinde kadınlı erkekli halayları, sincan, dıgavi, lorke, cıhde, sıgavi, şıhani, bablekan, kulingi ve adını anmadığımız yüzlerce oyun çeşidi ile Botan insanı kültü rünü sergilemektedir. 

Cizre’nin, Şırnak’ın ve bütün Botan’ın insanı emin, gü venilir, kırılmaz, bükülmezdir. Çünkü tarih onlara Botan (Bahtiyan = Güven, baht sahipleri) demiştir. Bükülmez ve kırılmazdırlar, onlara Silopya (Saıabya = Kırılmaz, bükül mez) demişlerdir. 

Botan’ın kömürü, petrolü, bakırı, buğday ambarı bere kettir. Cudi (Gudi) cömertliğiyle kömürüyle Botan halkına bütün göğsünü açmamış mıdır?