/ Muş

Muş, Muş ilinin merkezi olan ve ile ismini veren şehirdir. Ayrıca Muş ilinin merkez ilçesidir.

Muş şehri, Muş ilinin batısında yer almaktadır. Çavuş Dağı’nın kuzeydoğu eteklerinde kurulmuş olan kentin tarihsel çekirdeği kalenin çevresidir. İstasyonun yer aldığı Muş Ovası’na doğru sekiler halinde gelişen kentin eski ve yeni kısımları arasında 200 metre yükseklik farkı vardır.

Muş ovası’nın kenarında kurulan bu Doğu Anadolu Bölgesi şehri, lalesi ve üzümü ile tanınır. Kent ve daha çok il Selçuklu dönemi eserleri; Malazgirt Savaşı ve Alparslan ile özdeşleşmiştir.

Muş şehri, 1929 yılında Bitlis vilayetinden ayrılarak müstakil bir il olarak, il merkezi konumu haline gelmiştir. 2008 yılı itibarıyla merkez nüfusu 70 bin dolaylarındadır. Coğrafi açıdan, Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Murat-Van Bölümü içerisinde yer alır. Muş ili ve şehri ayrıca Doğu Anadolu Bölgesi Kalkınma Projesi içinde yer almaktadır.

Muş merkez ilçesi, kuzeyden Varto; doğudan Bulanık, Hasköy ve Korkut ile komşudur. Malazgirt ilçesi ile sınırı yoktur. Solhan ve Kulp ile de sınırdaştır.

 

KAYNAK: https://tr.wikipedia.org/wiki/Muş

 

 

 

 

EVLİYA ÇELEBİ - SEYAHATNAME 

Melûn Şeddad’ın kalesi, eski şehir Muş’un anlatılması Van eyaleti hükmünde Van Gölü kıyısında Tahtıvan subaşılığı iki menzildir. Bitlis’e uzun bir menzil uzaklıktadır. Şerefnâme Tarihi’nin yazdığına göre bu Muş şehri Âzerbaycan-ı Ermen şehirlerinden büyük bir şehir idi. Âd ibn Şeddad Van De nizi zemininde göklere doğru yükselmiş bir sed yapıp, hâşâ sümme hâşâ Cenâb-ı Rabbü’l-İzzet ile ceng etmeye niyetlenip o şeddi ta mamlayınca Cibril-i emin Allah’nın emri ile o şeddin alt ta rafından kanat vurup göklere doğru o kadar çıkardı ki bütün yapı ustalarının bağırış ve çığlıklarını bütün gökteki melekler işitip Allah’ın azabından yine Allah’a sığınırlardı. 

O binayı Cibril-i emin dört parça edip yeryüzüne öyle vurdu ki bir parçasından Karadeniz ortaya çıktı. Bir parçasının darbesin den Hazar Denizi ortaya çıktı, bir parçasından Tebriz Gölü mey dana çıktı. Diğer bir parçasından da Van Denizi (gölü) ortaya çıktı. (…) 

 

 

 

 

DEMİR ÖZLÜ - MUŞ
  (…)

Yamaçlara doğru, yokuşta kurulmuş olan Muş kenti o dönemde bir Orta Çağ kenti gibiydi. İstasyondan kente çıkan yol, biraz 
önce andığım Devlet Hastanesinin, Turistik Otel’in önünden geçtikten sonra, kentin çarşısına varır; bu rada küçük bir parka ulaşınca, yarım daim biçiminde ikiye ayrılırdı. Soldaki yolu izlerseniz, çarşınm daha civcivli olan bir kesimine varırdınız. Sağdan giderseniz, kentin daha sa kin bir bölümünden, gene çarşıya çıkardınız. Çünkü bu ikiye ayrılan yol yukarda çarşının ardında gene birleşirdi (…) 

Çevrede birçok kale nin varlığından sözedilirdi. Bunlar da gerçekti. Muş Kalesi adlı çok eski kalenin kimin tarafından yapıldığını bilene rast lamadım. Harpet adlı kaleyi ise bir Ermeni keşişi yaptırmış tı. Arap masallarının kahramanı Denizci Sinbad’ın gemi siyle oraya geldiği söyleniyordu: Muş’a, ötedeki tepeler deki Sinbad Kalesine. Çünkü bana anlatıldığına göre, ova eskiden denizdi. Ovaya yakın bir yerde bulunan Mercimek Kalesinin çevresinde, gemilerin halatlarının bağlanması na yarayan halkalar vardır. 

1001 Gece Masalları kahramanı Sinbad, ne zaman ya şadı. Kaç bin yıl önce Muş Ovası denizin altındaydı? Nuh’un Gemisi kaç bin yıl öncesine ait bir efsanedir? Bu kaleleri kim kurmuştur? Kuşkusuz çok eski, efsanelerle örülmüş bir tarih. Bunları araştırabilmek isterdim. Olmadı. (…)