/ Mersin

Mersin, eski adıyla İçel, Türkiye’nin en kalabalık onuncu şehri. 2016 itibarıyla 1.773.852 nüfusa sahiptir. Akdeniz, Aydıncık, Bozyazı, Mezitli, Yenişehir, Toroslar, Anamur, Silifke, Tarsus,  Çamlıyayla, Erdemli, Gülnar, Mutilçeleri olmak üzere toplam 13 tane ilçesi bulunmaktadır. Büyükşehir belediyesi statüsü bulunmaktadır. Türkiye’nin güneyinde bulunan bir liman kentidir. Mersin Limanı Türkiye’nin en büyük limanıdır.

Kentin kuzeyindeki Yumuktepe höyüğünde yapılan kazılarda birçok katman ortaya çıkarılmıştır. Bunların en eskisi, MÖ 6300’lere, en yenisi ise Selçuklu dönemine tarihleniyor. Kazılardan çıkarılan eserler, Adana Arkeoloji Müzesi ve Mersin Müzesi’nde sergileniyor. Mersin’in tarih sahnesine çıkışı 19. yüzyılın ortalarına rastlamaktadır. Bu dönemde henüz bir köy olan bölge, konar göçer bir Türkmen aşiretine ev sahipliği yapmış ve adını da bu aşiretten almıştır. Ayrıca Kapadokya bölgesinden gelen Rumlar kent nüfusuna hakim hale gelmişler ve 1850’de kentte 5.250 Ortodoks Rum’a karşılık 1.600 Müslüman yaşamaktaydı. Kentin kaderi özellikle Amerikan İç Savaşı sırasında dünyadaki pamuk kıtlığını gidermek amacıyla Çukurova’da gelişen pamuk üretimi ve bölgenin 1866’da demiryolu ağına bağlanması ile değişmiştir. Bu dönemde Mersin hızla, Çukurova’nın tarım ürünlerinin ihraç edildiği bir liman ve ticaret merkezi haline gelmiştir. Şehrin bugünkü durumuna gelmesinde, şu anda azınlık olsalar da Hristiyan Levantenlerin önemi yadsınamaz. Şehirde halen Levantenlere ait iki katedral bulunmaktadır.

 

KAYNAK: https://tr.wikipedia.org/wiki/Mersin

 

 

 

 

 

AYŞE KİLİMCİ - NAMRUN VE YİTEN YAYLA KÜLTÜRÜMÜZ

Tarsus, dünyanın en eski ve vazgeçilmez şehirlerinden biri. Anadolu’nun güneyinde, doğurgan topraklardan oluşan ovanın denizle bir araya geldiği, noktada ılıman iklimiyle tarımı verimli, insanları çok renkli, töresi, söz sa natları ve yaşama kültürü cıvıl cıvıl, o ağır aksak makamından umulmadık ölçüde gülmeceye dayalı bir sözlü kültüre sahip bir beldedir.

Elbet bereketli Çukurova’nın görkemli mutfağını yaşatan yerlerden. Dünyanın en eski ve mamur uygarlıklarını koynunda beslemiş olan Tar sus, derler ki dokuz kere yapılıp yıkılmıştır. Yani dokuz büyük uygarlık var altta. Eski çağların büyük matematikçilerinden, ozanlarından tutun, Hıristiyanlığın öncülerinden Aziz Paul’a Kleopatra ile Antonius’a kadar yolu Tarsus’a düşmeyen yok.

Yörük kaçıran (göçürten) sıcağı bilir misiniz? Çukurovalı olanlarınız ya da orada yaşayanlarınız bilir. Bu yakıcı, bunaltan sıcaklar salt Yörük’ü de ğil, çoluk çocuğu yaşlısı çalışanıyla bütün bir halkı yaylaya çıkarır, Kâlû Be lâ’dan beri. (1945 yılında halkın üçte birinin yaylaya göçtüğü yazılı.)

İlkin hayvan sırtlarında yapılan yayla göçü sonraki yıllarda iki yerde çay ve ihtiyaç molası veren otobüslerle yapılmaya başlamış. Sarıkavak son mola yeri. Torosların sarp tepelerindeki bu Sarıkavak, uçurumlarından aks-i seda işitilen, doğal bir klimanın püfür püfür soğuttuğu, ayranı, etiyle ün lenmiş bir yer. Orada ala sıcaktan sıtkınız sıyrılır, sonra başlar 1800 metre yükseltideki Namrun’un saltanatı. (…)