/ Iğdır

Iğdır, Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde ve Türkiye’nin en doğusunda yer alan bir ilidir. Merkezi Iğdır kentidir.Doğu Anadolu Bölgesi’nin Erzurum – Kars Bölümü’nde yer almaktadır. 27 Mayıs 1992 tarihinde Kars ili’nden ayrılarak Türkiye’nin 76. ili olmuştur. 4 ilçe, 8 belediye ve 157 köyden oluşur.

Önemli bir kültür kavşağında bulunan il Ermenistan, Azerbaycan ve İran ile sınır komşusudur ve Türkiye’nin üç ülkeyle sınırı olan tek ilidir..Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı’nın yüz ölçümünün üçte biri, il merkezine bağlı Suveren köyü’nün sınırları içindedir. Ayrıca Ağrı Dağı, ilin her köşesinden rahatlıkla görülebilmektedir.Halkın temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.

 

KAYNAK: https://tr.wikipedia.org/wiki/Iğdır_(il)

 

 

 

 

 

HASAN ÖZKILIÇ-ŞERUL’DE BEKLEMEK

Orası benim kentim; caddelerinde koşturdum, çelik çomak oynadım sokaklarında. Arkadaşlarım var o çoğu tek katlı, toprak damlı evle rinde. Okula başladım, olmadı, kışın ortasında, yılı yarılamadan ayrıldım. Bindim yeniden yaylının üstüne, düştüm yollara. Arabacılık baba mesleği. Arabacı oldum.

Babam bir yandan sarı tütün tabakasından ağır ağır tütün alıp kalın sigaralar sardı, tüttürdü; bir yandan da benim neden okuldan ayrılıp ara bacı olmam gerektiğini açıkladı. Sonraları, tartış tık; birlikte karar verdik, dedi. Aslında kimseye söz hakkı vermedi. Ben artık yapamıyorum, yoruldum, yaşlandım, dedi, kimseyi konuşturmadı. Karşı çıkılmadı değil, çıkıldı. Annem hüngür hüngür ağladı. Ağlaması işe yaramadı, boşuna döktü gözyaşlarını. Annemin deyişiyle, babam Nuh dedi peygamber demedi...

Orası benim kentim, kışları müthiş soğuk. O kent, karın, beyazın altında öyle sakin, uyuşuk günleri, ayları bindirir üst üste. Köpekleri sokaklarda uyuşuk, amaçsız dolanırlar. Burunları karın altında bir-iki lokma ekmek, kemik artığı ara maktan mora keser. Salkım salkım buzlar, evlerin, dükkânların, devlet dairelerinin sacla kaplanmış çatılarından sarkmaya başlar kışla birlikte. Günler geçer, arada bir güneşi gören buzlar erir, geceyle, donla birlikte yeniden kemikleşirler. Kışın ortasına doğru mızrak gibi sarkarlar çatılar dan, sivri uçları kara gömülür. İnsanlar içi tüylü gocuklarına sarılır, aynı renk, aynı tonda, sokaklarda, caddelerde birbirlerinin kopyası, dolanıp dururlar.

O kentin en şenlikli yeri Aras Sineması. Kent elektriğe hasrettir; öyle caddelerini, sokaklarını doya doya aydınlatamaz. Oraya elektrik yalnız akşamları birkaç saat jeneratörle verilir. Araş Sineması kendi başının çaresine bakar. Karda buzda donmaktan canı çıkmış bir eski jeneratörle kendini aydınlatır, filmlerini gösterime sunar. Sinemanın önünde, jeneratörün çalışmasını tir tir titreyerek saatlerce beklediğim olur. Bir Yılmaz Güney filmi izlemek için kaç kez çalışmayan jeneratöre bastım küfrü, kaç kez içimden yalvardım; çalış, çalış diye.