/ Bartın

 Bartın, Türkiye’nin Karadeniz Bölgesi’nde Batı Karadeniz Bölümünde küçük bir ildir. 1991 yılında Zonguldak ilinden ayrılarak Türkiye’nin 74. ili olmuştur. Doğusunda Kastamonu, güneyinde Karabük, batısında Zonguldak illeri, kuzeyinde Karadeniz bulunur. Orman bakımından zengin olan ilin büyük bir kısmı Küre Dağları Millî Parkı sınırları içerisinde yer almaktadır. Bartın Çayı Türkiye’de üzerinde taşımacılık yapılan tek akarsudur. İl Nüfusu: 193.577’dir. Bu nüfusun %49’u şehirlerde yaşamaktadır. (2016) İlin yüzölçümü 2.330 m²’dir. İlde km²’ye 93 kişi düşmektedir. (Bu sayı merkez ilçede 139’dir.) İl merkezinin denizden yüksekliği: 12 m.’dir.

2017 yılında TÜİK verilerine göre merkez ilçeyle beraber 4 İlçe, 8 belediye, bu belediyelerde 47 mahalle ve ayrıca 265 köyü vardır.

 

KAYNAK: https://tr.wikipedia.org/wiki/Bartın_(il)

 

 

 

 

 

SEYHAN ERÖZÇELİK - BARTIN HÂLÂ YEŞİL 

Çocukluğumdan silik, bölük pörçük bir anı: Benden da ha büyükler yanlarında bir sepetle birlikte ve “Tepecüüüük... Tepecüüüük...” diye başlayan bir şarkıyı söyleyerek ev ev dolaşıyor. Evler dolaşıldıkça bu sepetin içi yiyecekle doluyor. Katı yumurta, börek, tatlı, şeker, her neyse. Son ra boş bir arsada buluşan çocuklar, yiyecekleri hep birlik te yiyip bir ateş yakıyorlar ve ateşin üstünden atlıyorlar. Hristiyanların cadılar bayramına benzeyen bu oyun Rum lardan mı kalma bilmiyorum. Yalnız bu oyuna sadece bir kez katıldığımı hatırlıyorum. Sonra da çocukluğumu Bar tın’da bıraktım ve yatılı bir okulda okumak için İstanbul’a geldim. 

Bu çocukluk anısını, (artık il merkezi olan) bu Türkiye’ nin büyük ve köklü kasabasının yabancılara garip gelen çe şitli âdetlere, alışkanlıklara sahip olduğunu göstermek için anlattım. Bir kere, Bartınlıların dili çok gariptir. Dışarıdan dinleyenlere çok garip gelir ve bu dili yazıya dökmek çok güçtür. Bartınlılar, yabancılarla akıcı bir İstanbul Türkçesi konuşabildiği halde kendi aralarında bildikleri gibi konuş mayı tercih ederler. Bu neredeyse başka bir dildir, ilk din leyişte anlamakta güçlük çekersiniz. (Bartın ağzıyla Kıpçakların Türkçesi arasında ilişkiler ve benzerlikler hakkında da bir araştırma yapıldığını biliyorum.)

Bartın’la başka yerler arasındaki benzemezliklerin ilki buysa, ikincisi de şudur: Bartınlılar çok neşeli ve rahatla rına düşkün insanlardır. Herkesin bildiği gibi Karadeniz sa hillerinde denize yılda sadece iki buçuk ay girilebilir. Bu zaman dışında, ya yağmur yağar ya da deniz kabarır. Bar tınlılar işte bu kısacık zaman için kendilerine bir safiye kur dular: İnkumu. Hayran olunacak bir doğaya sahip olan İnkumu, bu iki buçuk ay dışında tamamen boştur. Ben, Tür kiye’nin başka bir yerinde sayfiyesi olan bir kasaba hatırla mıyorum, duymadım.

(…) 

Bartın gerçek bir Osmanlı kasabasıdır ve Bartın’ın ti caretle tanışıklığı çok eskidir. Bir rivayete göre, Bartın’ın kuruluşu coğrafi olarak iyi bir pazar yeri olmasına dayanıyor. Yani bir ticaret yeri olmasına. Büyükdedemin deniz yo luyla kereste ticaretini İskenderiye’de bir büro açacak ka dar ileriye götürmesine de bu yüzden hiç şaşmıyorum. 

Enis Batur bir keresinde Bartın’ın hayatında gördüğü en medeni kasaba olduğunu söylemişti. (…) 

Bartın benim de bildiğim en medeni kasabadır. Üste lik “yeşil” ve “şirin” sıfatını hâlâ hakeden çok az yerler den biridir.